Kutsal Birman

Kutsal birma parlak mavi gözleri, yarı uzun tüyleri, renkli noktaları, ön patileri beyaz bir çorap giymişcesine ve arka patileri siyah bir çorapla süslenmişcesine güzellikte bir kedi türüdür.

Kutsal Birma geçmişi yaklaşık yüz yıl öncesine dayanan en eski kedi cinslerinden bir tanesidir.

Kutsal Birma kedisinin Birmanya manastarını düşman işgali sırasında kurtarması hakkında çok ilginç bir efsane bulunmaktadır, manastırın koruyucusu tanrıça bu yüzden kedileri ödüllendirerek safir gibi parlak gözler vermiş ve patilerini beyaz bir eldivencesine süslemiştir.

Bu ırkın kökeni hakkında resmen çeşitli teoriler bulunmaktadır. Bazı insanlar Kutsal Birma ırkının yıllar önce Birma’da yaşamış bir türden geldiğine inanmaktadırlar. Fransa’da yaşayan 2 İngiliz askerine bu kutsal bir çift kedir şükran olarak Budist Rahipler tarafından verilmiştir.Erkek kedi yolculuğa dayanamayıp ölmüştür, ancak ölmeden önce çiftleşmişti böylelikle kedi safkan yavru üretebildi. Kutsal Birman kedisinin bir başka yaygın versiyonu ise Fransa’da bulunmaktadır.Kutsal Birman 1926 yılında ilk kez kedi gösterisinde sunuldu ve büyük ilgi uyandırdı böylelikle kısa zamanda üne kavuştu. Ve o zamandan beri ilk görüşte tüm dünyada insanların kalbini güzelliği ile etkilemiş ve kazanmıştır.

Efsaneye layık Kedi

17 yy. Kuzey Myanmar’ da (eski adı Birma ) yüzyıllardır karla kaplı görkemli dağlar arasında İndalice Gölü’nün doğusunda Lao-Tsun adına adanmıs güzel bir tapınak varmış. Burası gündüzleri masmavi, geceleri de ay ışığını yansıtıyormuş. Siyah, beyaz tonlar geceleri ışıldıyormuş. Bu tapınakta keşişler kendilerini normal yaşamdan soyutlamış, gününü dua ve meditasyon ile geçiriyorlarmış.Yaşamlarını kutsallaşmış kedilerle paylaşıyorlarmış. Ruhların tenasüh komutlarını aldığı tanrıça Tsun-Kyan-Xe, safir gözlü altın heykeli manastırın ana tapınağıymış. Tapınağın etrafında, onu koruyan uzun beyaz kürklü ve altın gözlü yüz tane kutsal kedi yaşarmış. Bu kediler ölmüş keşişlerin ruhunu taşırmış, Onlara karşı saygı duyulur ve korunurmuş.

Sonra 1898’de tapınak tekrar saldırıya uğramış. O esnada orada bulunan İngiliz kumandan Gordon Russel keşişlere yardım etmiş ve tapınak saldırıdan kurtarılmış. Bunun üzerine keşişler Russel’e teşekkür etmek için ona bir tablo vermişler ve güzel bir efsane anlatmışlar. Tabloda kutsal bir kedi varmış. Russel bütün bu anlatılanları not almış ve günümüze kadar gelmiş.

Yıllar önce tapınakta bulunan tanrıçanın değerli heykelini çalmak için Tay korsanlar tarafından saldırıya uğramış. Keşişler manastırda kendilerini kilitlemiş. Bunların içerisinde en ihtiyar ve en bilge olan rahip Mun-Ha, tanrıça önünde ellerini uzatmış, yaşadığı deneyimden dolayı, ölmüş. Dehşete kapılan rahipler teslim olmaya karar vermişler, ama aniden ölen rahibin sevgili kedisi Singhin’in çığlığını duymuşlar. Singhin beyaz bir kediymiş, ama kulakları, burnu, kuyruğu ve bacakları toprak rengine boyanmış.

Kedi efendisinin kafasına atlamış, ve aniden tüyü altın rengine boyanmış, gözleri de bir tanrıça gibi, safir maviye dönüşmüş. Rahibin kafasına dokunan pençeleri ipuçları, saflık, kutsallık ve ruhun keşiş masumiyet işareti olarak beyaz olmuş. Kedinin gözleri tapınağın güney kapısına dönmüş ve rahipler bilge adamın ruhunun, kediye taşındığını ve tanrıçayı korumak için çağırdığını fark etmiş. Mucize ile ilham olan rahipler hızla soyguncuları sürmüş ve ağır bronz kapıları kapatmışlar.Tapınak saygısızlıktan ve yağmadan kurtulmuş.

Yedinci gün, hiçbir hareket yapmadan Singh ölmüş ve ustasının ruhunu cennete yüceltmiş. Mun-Ha kutsallığı ile mükemmelliğe ulaştığı için,kendisini geliştirmesi gerekmediği için, ikinci kez yaşamak zorunda değilmiş.Ve tapınakta yaşayan tüm kediler etraflarına ışık aydınlatarak Sinhın görünümünü almış.Yedi gün sonra sessiz şekilde en genç olan rahibi çevreleyip, Mun-Ha’ nın halifesi olarak işaretlemişler. O zamandan beri, kutsal kedi iyi bir ruh, dünyevi enkarnasyonları son safhadır.